neden kilo veremiyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neden kilo veremiyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2017 Salı

Ödem Attıran İçecekler




Ödem attıran, sindirimi kolaylaştırarak gaz ve şişkinliği azaltan içecekler:

Su: Diyet listelerinin en önemli parçalarından su karın bölgesinin incelmesine direkt etki ediyor. Yetersiz su tüketmek hem ödeme hem de kabızlığa neden olacaktır. Yeterli su tüketimi (yaklaşık 2-2,5 litre kadar) ile vücuttaki toksik maddeleri atmakla kalmaz, tokluk hissini de arttırırsınız. Yakınınızda su bulundurun, bol bol için.


Yeşil Çay: Yeşil çayın metabolizma hızlandırma etkisinin yanında ödem atma etkisi de kuvvetlidir, kaçamak yaptıktan sonraki gün bol su ve 2 fincan yeşil çay vicdanınızı rahatlatır.
Nane Çayı: Nane de iyi ödem söktürücülerden, nane çayı hem metabolizmayı hem sindirimi hızlandırır. Bu etkileri ile şişkinliği azaltır.


Ananas-Kivi suyu: Ananasta bulunan bromelin enzimi vücuttan ödemi atmaya yardımcı olur. 1 dilim ananas ve 1 kiviyi 100 ml su ile blenderdan geçirip ara öğün yerine içebilirsiniz. 2 porsiyon meyve yerine geçtiğini unutmayın.


Yağsız süt: Yağsız süt hem kalsiyum içeriği hem protein içeriği ile metabolizmayı hızlandırır, yeterli kalsiyum tüketiminin yağ kaybına olumlu etkileri de varken bir ara öğününüze 1 bardak yağsız süt ekleyebilirsiniz.


Ayrıca-->Ödem çayı: 

1 lt kaynamış suya,
1 tatlı kaşığı yeşil çay,
1 tutam nane,
1 çay kaşığı kekik,
2 dilim limon,
1 halka zencefil ekleyin
5-7 dk bekletin.
Süzün.
Yarısını bir ara öğünde, diğer yarısını da diğer öğünde için, günde 2,5 litre su içmeyi de ihmal etmeyin. Arka arkaya 3 gün yapılabilir ve tekrar yapılmak için en az 15 gün ara vermek gerekir, sağlıklı bireyler için uygundur, ilaç kullananlar, hamileler ve emziren anneler için uygun değildir.



10 Mayıs 2015 Pazar

Yeşil Çay

Yeşil çayın sağlığa faydaları

Diyet programlarının önemli bileşenlerinden yeşil çay, sağlığı geliştirici bir çok etkiye sahip:

Kilo vermeye yardımcıdır: Antioksidanlarca zengin olan yeşil çay özellikle içerdiği epigallokateşingallat ile hücreleri serbest radikallerin zararlı etkilerinden korur. Bu etki yağ oksidasyonunu azaltarak metabolizma hızını arttırır. Daha hızlı çalışan bir metabolizma da kilo kaybetmeyi sağlar.

Kolesterolü düşürür: Kötü kolesterol olarak adlandırılan LDL damar tıkanıklığına neden olmaktadır. Yeşil çay kateşinlerinin bağırsakta kolesterol emilimini azaltarak kan kolesterolü düşürmeye yardımcı olduğu gösterilmiştir. Kan kolesterolünü düşürmek için tek başına yeşil çay içmenin yeterli olmadığını hayvansal yağ tüketimine de dikkat etmeniz gerektiğini hatırlatalım.

Kan şekerini kontrol etmeye yardımcı olur: Yeşil çay antioksidan mekanizmalarla insülin salınımını azaltır. İnsülin direncini kontrol altına almada yardımcı olur.

Alerjik reaksiyonları azaltır. Biyolojik aktif epigallokateşingallat histamin ve IgE salınımını azaltmaya yardımcı olur. Bu ikilinin azalması da alerjik cevabın hafiflemesi anlamına gelmektedir.

Astım semptomlarını azaltır. Yeşil çay içerdiği teofilin ile düz kasları gevşetir, daha rahat soluk alıp vermenizi sağlar.

Diüretiktir. Teofilinin etkisiyle diüretik etki gösterir, su tutulumunu engeller, ödem problemi olan kişilerde kilo kaybetmeye yardımcı olur.

Kemik sağlığını geliştirir. Yüksek oranda florid içeren yeşil çay kemik kırılganlığını azaltır, güçlü kemikler için yardımcı olur.

Stresi azaltır. Siyah çaydan tanıdığımız tenin maddesi yeşil çayda da bulunur. Bu bileşen stresi azaltmada, kaygı durumunun düzeltilmesinde olumlu etkilere sahiptir.

İmmün sisteme destek olur: Bahsettiğimiz gibi polifenoller ve antioksidan bileşenlerle vücudun serbest radikallere karşı savunmasına yardım eder. Soğuk algınlığı yaşıyorsanız C vitamini eklenmiş yeşil çay iyileşme sürecini kolaylaştırır.

Peki ya kozmetik etkiler:

Yaşlanmayı geciktirir. Antioksidan bileşenleri sayesinde hasar görmüş hücrelerin iyileştirilmesine yardım eder, kırışıklıkları ve cilt lekelerini azaltır.

Cilt kanserinden korur. Yeşil çay polifenolleri cilt kanseri ile de ilişkili kabul edilen bazı proteinlerin sentezlenmesini azaltır, böylelikle kanser görülme sıklığını düşürür.

Doğal güneş koruyucudur: Antioksidan bileşenleriyle cildi güneşin zararlı etkilerinden korumaya yardım eder.

Tırnak kırılganlığını azaltır: Yeşil çay tırnaklara haftada bir pamuk ile sürüldüğünde daha parlak ve güçlü tırnaklar oluşturur.

Diş sağlığı: İçerdiği kateşin ile virüsleri yok eden yeşil çay diş çürümesi ve bazı diş eti hastalıklarını azaltmaya yardımcı olur.

Parlak bir cilt: İltihap azaltıcı etkisi ile akne ve sivilce oluşumunu azaltır, yanı sıra parlak ve canlı bir cilde sahip olmanıza yardımcı olur.

Saç dökülmesini azaltır. Saç dökülmesine neden olduğu bilinen dihidrotestesteronun artmasını engelleyerek saç dökülmesini azaltır.

Saç uzamasını uyarır: Saçlarınızın yavaş uzamasından şikayetçi iseniz yeşil çayı ihmal etmeyin. İçerdiği polifenollerle yeşil çay saç uzamasını uyarır, saçın daha yumuşak olmasına neden olur.

Hadi o zaman bir fincan taze demlenmiş yeşil çay içmeye...





15 Ocak 2015 Perşembe

Denge Diyeti


Yemeklerin, tatlıların, ikramların fazla kaçtığı günler yaşadıysanız, hemen üzülmeyin. Dengeleme diyeti ile telafi edin. İşte dikkat etmeniz gerekenler:

Kalkar kalmaz 2 bardak su için.

Güne bol yeşillik içeren dengeli bir kahvaltıyla başlayın, yeşil çay için.

Mutlaka ara öğün yapın, beslenme düzeninizi 3 ana -3 ara öğün şeklinde düzenleyin.

Ara öğünlerde yemek üzere 2 porsiyon meyve ve bir kutu probiyotik yoğurt bulundurun.

Rafine şekerlerden, şekerli besinlerden ve tuzlu ürünler uzak durun.

Önceki gün çok tuzlu besinler tükettiyseniz kuşluk öğününde bir ödem atıcı bitki çayı içebilirsiniz.

Bol bol su için, ben içiyorum zaten demeyin düzenli aralıklarla su için ve ne kadar içtiğinizi mutlaka takip edin, dengeleme gününde 3 litreyi tamamlamak gerekir.

Ana öğünlerinizi hafif geçirin: Öğle ve akşam yemeklerinde sebze yemeği, çorba ve yoğurt yiyebilirsiniz yanına da 1-2 dilim ekmek eklemeyi ihmal etmeyin.

Ara öğünlerin bir tanesinde de probiyotik yoğurt tüketin.

Ana öğünlerde bol yeşillikli yağsız az tuzlu veya tuzsuz salata tüketmeye çalışın.

Ara öğün meyvenizi elma, kivi gibi meyvelerden seçebilirsiniz.

45 dakika yürüyüş yapın, bir miktar hareket artışı metabolizmanıza iyi gelecektir.

Tükettiğiniz besinlerin miktarına göre bir veya bir kaç gün bu şekilde hareket etmeye dikkat edin.

Beslenme düzeninizi sağlayamıyorsanız mutlaka diyetisyen yardımı alın. 

4 Ekim 2014 Cumartesi

Besin Duyarlılığı


Besin duyarlılığı besin alerjisinden farklı bir durumdur. Besin duyarlılığı; belli bir besini aldıktan sonra gelişen çeşitli fiziksel ve mental etkilere neden olan reaksiyonlardır.

Besin alerjisinen farkı: Besin alerjilerinde IgE reaksiyonları gerçekleşirken besin duyarlılığında IgGnin antijen bağlanan kısmı  normal hücrelerin epitoplarına bağlanarak reaksiyona neden olur. Farklı iki mekanizmanın devrede olması etkilerin gözlemlenme sürelerini de değiştirir. Besin alerjisi olan bir birey genel anlamda bunun farkındadır, o besini tükettiğinde kızarıklık, öksürük gibi belirtileri gözlemleyebilir. Hatta bazı besin alerjileri anafilaktik şok ile ölüme bile sebep olabilirler. Ancak besin duyarlılığında etki gecikmeli olarak görülür. Etkinin ortaya çıkma süresi uzadığından bu süreçte farklı besinler de tüketilmekte, duyarlılığa neden olan besini anlayabilmek zorlaşmaktadır.

Mekanizması ve Nedenleri: Stres, bağırsak flora dengesizliği, enfeksiyon veya bazı medikal ilaçlara bağlı bağırsak mukozasında meydana gelen hasar gibi nedenler ve tek yönlü beslenmenin birikimsel etkisi ile bazı besinlere karşı duyarlılık gelişebilir. Siz bu besinleri tükettiğinizde tam olarak sindirilemeyen ve vücut tarafından tehdit gibi algılanan parçalar kalır. Vücudumuzun savunma sistemi bu maddelerle savaşmak üzere antikor denilen G tipi globulinleri üretir.

IgG Reaksiyonunun Olası Etkileri
  • ·         Abdominal ağrı (karın ağrısı), konstipasyon gibi sindirim sitemi belirtileri
  • ·         Sıvı retansiyonu (ödem)
  • ·         Halsizlik, yorgunluk, uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete
  • ·         Solunum yolu hastalıkları (astım, bronşit gibi)
  • ·         Atopik dermatit, deri döküntüleri
  • ·         Migren, uykusuzluk
  • ·         Vücut ağırlığı denetiminin zorlaşması (kolay kilo artışı ve çabalamaya rağmen zor kilo kaybetmek)
Nasıl saptanır:  IgG ölçümü için geliştirilmiş özel testler ile bireylerden kan alınarak spesifik IgG tespiti ile hangi besinlere karşı duyarlılık reaksiyonları oluştuğu tespit edilebilir.

Sonra: Test sonucuna göre duyarlılık saptanan besinler duyarlılık derecelerine göre belirlenen sürelerce beslenmeden çıkarılır(eliminasyon diyeti). Eliminasyon diyetinin bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanması önemli bir gerekliliktir. Temel besin öğelerine duyarlılığı saptanan bireylerin beslenme yetersizliği yaşamaması için muadil besinleri içeren bir program hazırlanmalıdır.

Etkisi: Yapılan çalışmalarda uygulanan eliminasyon diyetlerinin IgG kaynaklı bağırsak problemleri, sindirim sorunları, migren, cilt hastalıkları, kilo kaybı, astım gibi solunum hastalıklarında semptom azaltıcı etkisi olduğu gösterilmiştir. Duyarlılık testinin yapılma amacı dirençli kilo problemi ise eliminasyon diyetinde enerji ayarlaması yapılmalıdır.

Daha sonra ne olacak? “Bu besinleri bir daha asla yemeyecek miyim” dediğinizi duyar gibiyim. Duyarlılık derecesine göre belirlenen süre eliminasyon diyeti ile tamamlandıktan sonra yine beslenme uzmanı tarafından hazırlanan rotasyon diyeti ile besinler beslenmeye aşamalı olarak eklenmelidir. Duyarlılık derecesi çok yüksek olan besinlerde eklenme süresi uzayabilir.

Çeşitli sağlık problemlerinize masum görünen besinlerin neden olduğundan şüphe duyuyorsanız benimle iletişime geçebilir, duyarlılık testi yaptırabilirsiniz.


Sağlıklı günler dilerim.