Ümraniye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ümraniye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2017 Cuma

Şekersiz Çikolata Topları

Madem şekersiz lezzetler arıyoruz işte şekersiz çikolata topları:

Çikolata Topları (6 adet)


Malzemeler:
2 adet kuru kayısı
4 adet hurma
1 yemek kaşığı kuru üzüm
4 adet ceviz
2 tatlı kaşığı kakao
Üzeri için: Hindistan cevizi

Yapılışı:

Kuru meyveleri yumuşayana kadar suda bekletin, suyunu süzün.
Tüm malzemeleri karıştırın, rondodan geçirin.
Ceviz büyüklüğünde yuvarlayın.
Hindistan cevizi ile kaplayın. (daha fazla çikolata tadı isterseniz kakao ile de kaplayabilirsiniz)
3 tanesi yaklaşık 100 kkal enerji içerir ve bir ara öğün (1 porsiyon meyve ve 2 adet ceviz) yerine tüketilebilir.
Afiyet olsun

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Ödem Atıcı Su

Su içmekte zorlananlar parmak kaldırsın 🙋 

Ödem atmaya yardımcı tarif burada


1 litre su
Yarım salatalık 
4-5 dal nane
Yarım limon
Opsiyonel: yarım çay kaşığı rendelenmiş zencefil

Afiyet olsun 

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Tuz Tüketimini Azaltmanın Yolları

Fazla tuzlu beslenmek tartıldığınızda daha yüksek bir rakamla karşılaşmanıza ve bazı sağlık sorunlarına neden olabilir.


Sağlıklı bireylerde, günlük tuz tüketim miktarının 5-6 gramı geçmemesi gerekirken, Türkiye’de günlük olarak 18 gram tuz kullanılıyor. Bu durum hipertansiyon, ödem oluşumu, kemiklerde kalsiyum kaybı ve böbrek hastalıkları gibi birçok sağlık sorununa yol açabiliyor.


İşte daha az tuzlu, daha az ödemli bir yaşam için küçük ipuçları:


- Yemek pişirirken daha az tuz koyun ve iyot kaybını engellemek için tuzu son aşamada ekleyin.



- Sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek ve küçük delikli olan tuzlukları kullanmak tuz tüketimini azaltmaya yardımcı olacaktır. Basit gibi görünüyor ama etkisi büyük :)


- Yemeklerin lezzetini artırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi bitki ve baharatlar eklenebilir.



- Salatayı tuzsuz veya az tuzlu yiyebilmek için limon ve sirke kullanılabilir. Hazır sosların tuz içerikleri yüksek olduğundan salata soslarını evde hazırlamakta fayda var.


- Restoranda servis edilen besinlerin tuz miktarının yüksek olduğu hatırlamalı, ev dışında yemek yediğimizde daha fazla su içmeliyiz.



- Besinleri satın alırken konserve yerine taze besinler; paketli ürünlerin de düşük sodyumlu, tuzu azaltılmış olanları alabilirsiniz.



- Tuz içeriği yüksek olan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır baharat karışımları, salamuralar (turşu, asma yaprağı, zeytin vb.), hardal, ketçap, soya sosu ve hazır sosların tüketimi sınırlandırılmalıdır.


- Maden sularının sodyum içeriği, etiketinden kontrol edilmelidir.


- Ve tabi ki en önemlisi böbreklerin sağlıklı çalışması için, gün içinde düzenli olarak en az 8-12 bardak su içilmelidir.



Sağlıklı günler dilerim:)

10 Ağustos 2017 Perşembe

Online Diyet Sistemi


Neden Online Diyet?
Cevabı basit: Pratik olduğu ve mesafeleri sıfırladığı için. Hepimizin vakit problemi yaşadığı bir dönemde online diyet hem sağlığınıza kavuşmanız da hem tartıda arzuladığınız kiloyu görmeniz için size pratik mi pratik bir seçenek sunuyor. Ayrıca farklı şehir ve ülkelerden diyet takibi yapmamızı sağlıyor.

Diyetisyen kontrolünde mi?
Elbette diyetisyen kontrolünde. Zayıflama programları diyetisyen tarafından takip edilmediğinde su ve kas kayıplarına neden olarak sağlığınızı bozabilir, hem verdiğiniz kiloları geri alırsınız, hem de sağlığınızı kaybedersiniz. Bu nedenle online diyet sisteminde diyetiniz Uzman Diyetisyen Ayşe Nur Yılmaz tarafından size uygun olarak hazırlanmaktadır.

Sistem nasıl işliyor?
Mail ile ulaşarak dytaysenur@gmail.com adresine mail atıyorsunuz, doldurmanız gereken online diyet takip bilgi formunu size mail ile iletiyorum, diyete başlıyoruz.

Online Diyet bilgi formunu doldurduktan ve ödemenizi gerçekleştirdikten sonra e-mail ile programınızı size ulaştırıyoruz. Haftalık olarak kilo takibinizi yapıyor ve diyetinizi haftalık değiştiriyoruz.

Program esnasında sorularınızı mail veya whatsapp ile ulaştırabilirsiniz ve beslenme programınızda haftalık değişim haricinde ara değişiklikler de yapabiliriz. Paketlerimizi siz hedef kiloya ulaşana kadar aylık yeniliyoruz.

Hedeflenen vücut ağırlığına ulaşıldıktan sonra kaybedilen kilonun kalıcı olması için online kilo koruma programı uygulanmaktadır. Kilo koruma programının süresi kaybedilen ağırlığa göre değişmekte ve bireysel ayarlanmaktadır.

Online Diyet ile Verilen Hizmetler
Kilo verme – zayıflama -- diyeti
Gebelik döneminde beslenme
Emzirme dönemi diyeti
Yaşlı beslenmesi
Sporcu beslenmesi
Kilo alma hizmeti
Hastalıklara özel beslenme programı

Ücretlendirme
Takipli Online Diyet Sisteminde 4 haftalık 175 TL ve 8 haftalık 300 TL olmak üzere 2 ayrı paket  bulunmaktadır. Ödemenizi banka havalesi ile gerçekleştirebilirsiniz.

Ödeme Nasıl Yapılıyor?
Eft bilgisi için dytaysenur@gmail.com adresine mail atabilirsiniz

Sağlıklı günler dilerim.

İlginizi çekebilir:

http://diyetisyenaysenur.blogspot.com.tr/2014/09/online-diyet.html


http://diyetisyenaysenur.blogspot.com.tr/2014/09/zayflamak-guzeldir.html


4 Nisan 2015 Cumartesi

Ev Yapımı Granola Bar

Diyet yapanlara muhteşem bir ara öğün alternatifi




Malzemeler:
1 su bardağı yulaf
1 avuç dolusu ay çekirdeği içi
10 adet badem
4 adet ceviz içi
10 adet fındık
1 yemek kaşığı kuru üzüm
1 adet muz
1 adet elma
4 yemek kaşığı pekmez
2 yemek kaşığı bal

Yapılışı:
Fırını 160 dereceye ısıtın.
Kuruyemişleri mutfak robotunda çekin.
Kuruyemişler, yulaf, kuru üzümleri bir kapta karıştırın.
Muzu küçük küçük doğrayın elmayı ince rendeleyip başka bir kapta karıştırın, üzerine pekmez ve bal ekleyin.
Kuru malzemeleri sıvı malzemelerle birleştirin, iyice karıştırın.
Hazırladığınız karışımı yağlı kağıda yayın.
20 dakika pişirin, fırından çıkarıp 12 parça olacak şekilde dilimleyin.
5 dakika daha pişirin.
Soğuduktan sonra tüketebilirsiniz.

Diyet yapanlara not: 1 adeti 1 porsiyon meyve ve 2 ceviz yerine ara öğünde kullanılabilir.

Sağlıklı günler


23 Şubat 2015 Pazartesi

Sporcu Beslenmesi

İyi beslenme; antrenman, efor, yetenek, kişisel çaba gibi etmenlerin yerini almasa da üst düzey performans için önemli etmenlerdendir. Müsabaka veya rekreasyonel fiziksel aktivitelerde organizmanın gereksinmeleri artar. Sporcular daha çok enerjiye ihtiyaç duyarlar ve daha fazla sıvı kaybederler. Kaslarına, eklemlerine ve kemiklerine daha fazla yüklenme olur. Tüm bu süreçlerde sağlıklı beslenme kişinin kendini iyi hissetmesine ve formunu yakalayarak sürdürmesine yardımcı olur.


Sporculara yardımcı olacak ufak değişiklikler:

Başarı için sıvı tüketin: fiziksel aktif kişiler terle su kaybederler, bu nedenle de sıvı gereksinmeleri arta. Örneğin; 70 kg ağırlığında bir sporcu 1 saat orta düzey antrenmanda yaklaşık 1-1,5 litre sıvı kaybeder. Bu sıvının yerine konması sağlık için son derece önemlidir.
Sporcular mutlaka dehidratasyon (sıvı kaybı) belirtilerini öğrenmelidir.
Yoğun müsabakalar veya antrenmanlar öncesinde alkollü içecek tüketilmemelidir.

Yeteri kadar karbonhidrat tüketin: Çalışan kasların en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Sağlıklı beslenmede enerjinin %55-60’ı karbonhidratlardan karşılanırken bu oran sporcularda %60-65’e çıkabilir. Genel inanışın aksine sporcularda protein değil karbonhidrat tüketimi arttırılmalıdır.

Protein: yeteri kadar, fazlası değil. Protein gereksinmesi spor yapan bireylerde artmaz. Protein gereksinmesi günlük olarak 1-1,2g/kg protein alınmasıyla karşılanmaktadır.

Vitamin-mineraller: Sporcular genel  besin desteklerine yönelerek içerdikleri vitamin ve mineraller ile performansı yükseltmeyi umut ederler. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez parçaları olan ana besin gruplarını yeteri kadar tüketen, günde en az 5 porsiyon meyve-sebze tüketmeye özen gösteren sporcuların ekstra vitamin ve mineral desteğine ihtiyacı yoktur. Yapılan egzersize göre besin destekleri kullanmak gerekebilir.

Peki ya elektrolitler? Sodyum, Klor ve Potasyum gibi elektrolitler terleme ile kayba uğrarlar, bu nedenle yerine konulmalıdırlar. Sporcular için üretilen sporcu içecekleri hem sıvı, hem karbonhidrat hem de elektrolit sağlamaktadır. Bu nedenle egzersiz sırasında ve sonrasında tüketimi önerilmektedir.


Karşılaşma öncesi, sırası ve sonrasında beslenmenin yapılan spor türüne göre değiştiği unutulmamalı, sporculara beslenme tavsiyeleri beslenme uzmanı tarafından bireysel verilmelidir.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Kilo Koruma Dönemi

Vücut ağırlığındaki değişimlere ilişkin yapılmış çalışmalarda kilo kaybı sonrasında bireylerin yaklaşık %70’inin kaybettikleri ağırlıkları 5 sene içinde geri aldıkları gösterilmiştir. Uzun çabalar sonucu kaybedilen kiloların geri kazanılması şüphesiz önemli bir hayal kırıklığına neden olmaktadır. Hedeflediğimiz ağırlığa ulaştıktan sonra neler yapmalıyız?




Diyetisyeninizin denetiminde kilo koruma programı uygulamalısınız. Sağlıklı beslenmeye devam etmelisiniz. Sağlıklı beslenme derken devamlı diyet yapmaktan bahsetmiyoruz. Dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var:


Diyetisyeninizden kilonuzu koruyacak sağlıklı beslenme programını, miktarlarını öğrenin. Her kilo kaybının ve her metabolizmanın farklı olduğunu ve özel bir beslenmesi olması gerektiğini hatırlayın.

Günde en az 4 öğün beslenin. Yani en az 1 ara öğün yapmalısınız.

Peş peşe kaçamaklar yapmayın, besin tüketiminde normalin üstüne çıktığınız dönemlerin peşinde dengelemeyi öğrenmelisiniz.

Tatlı tüketiminizi haftada 3 porsiyondan az tutmalısınız.

Her gün en az 2.5 litre su tüketmelisiniz.

Aktif yaşam tarzınızı sürdürmelisiniz.

Haftada 1 kez aynı şartlarda tartılmalı ve ağırlık değişimlerinizi kontrol etmelisiniz.


20 Ocak 2015 Salı

Yarıyıl Tatilinde Beslenme


Okul Çağı Dönemi 6-12 yaş grubunu kapsar. Çocukların bedensel ve zihinsel gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamalarına ve ileri yaşlarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarına destek olmak gerekir.

Bu dönem beslenme alışkanlıkları için çok önemlidir çünkü; yaşam boyu sürebilecek davranışların büyük ölçüde kazanıldığı, kendi başlarına karar verici olarak topluma ilk adım attıkları ve yeterlilik ve başarı duygularının geliştiği bir dönemdir.

Yapılan çalışmalarda yiyecek alımı üzerinde çok fazla kontrol edici olan ailelerin çocukları daha çok yağlı yiyecekleri tükettiği ve yüksek miktarlarda atıştırmalıklar aldığı saptanmıştır. Bu çalışmalar kız çocuklarını kapsamakla birlikte; erkek çocuklar için bu ilişki için bir kanıt yoktur.   

Araştırmalar göstermiştir ki; çocukların yeme alışkanlıklarını gözlemlerken öğün zamanı ve atıştırma davranışlarını ayırt etmek gerekir. Bu çocukların öğün zamanlarında aileler bulunurken, çoğu atıştırma zamanlarında aileler yanlarında yoktur.

Okul çağı dönemindeki; Erkeklerin tercih ettikleri besinler; et, balık ve kümes hayvanları iken; kız çocuklarının tercih ettikleri ise meyve ve sebze olmuştur.

Okul dönemi çocukları; Okulda ve evde özendirilen, arkadaşlarından gördükleri, özellikle televizyon olmak üzere medyadan etkilendikleri besinlere yönelirler.

Bu yarıyıl tatilinde çocuklarınızın sağlıklı beslenmeleri, hareketli olmaları için adımlar atın. Fast food besinler ile ödüllendirmeden sağlıklı besinlere yönlenmeleri için örnek olmaya çalışın. İşte birkaç öneri:

Çocuklar günde meyve, sebze, protein ve tam tahıllardan zengin 3 ana öğün ve az tuzlu ve az yağlı seçeneklerin yer aldığı 2 ara öğünle beslenmelidir.

Ara öğün zamanı ana öğünden en az 2 saat önce olmalı, miktarı iyi ayarlanmalıdır. Ana öğünlerden önce iştahı kapatacak kadar fazla miktarda ara öğün yapılmamalıdır.

Çocukların her ana öğünde tüm besin gruplarını tüketmeleri sağlanmalıdır.

Çocukların sağlıklı beslenme davranışları geliştirebilmesi için aile bireyleri iyi rol modeller olmalıdır.

Evde öğünler düzenli tüketilmeli ve besin hazırlama, alışveriş gibi aşamalara çocukların da katılımı sağlanmalıdır

En önemli öğün olan kahvaltı çok geç saatlere bırakılmamalı, sağlıklı besinlerden oluşmalıdır.

En önemli öğün olan kahvaltı çok geç saatlere bırakılmamalı, sağlıklı besinlerden oluşmalıdır.

Hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tüketmesini teşvik edin.

Düzenli fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır

Çocukların tv-bilgisayar başında geçirdikleri süre sınırlandırılmalı ve bu esnada besin tüketimleri takip edilmelidir.




15 Ocak 2015 Perşembe

Denge Diyeti


Yemeklerin, tatlıların, ikramların fazla kaçtığı günler yaşadıysanız, hemen üzülmeyin. Dengeleme diyeti ile telafi edin. İşte dikkat etmeniz gerekenler:

Kalkar kalmaz 2 bardak su için.

Güne bol yeşillik içeren dengeli bir kahvaltıyla başlayın, yeşil çay için.

Mutlaka ara öğün yapın, beslenme düzeninizi 3 ana -3 ara öğün şeklinde düzenleyin.

Ara öğünlerde yemek üzere 2 porsiyon meyve ve bir kutu probiyotik yoğurt bulundurun.

Rafine şekerlerden, şekerli besinlerden ve tuzlu ürünler uzak durun.

Önceki gün çok tuzlu besinler tükettiyseniz kuşluk öğününde bir ödem atıcı bitki çayı içebilirsiniz.

Bol bol su için, ben içiyorum zaten demeyin düzenli aralıklarla su için ve ne kadar içtiğinizi mutlaka takip edin, dengeleme gününde 3 litreyi tamamlamak gerekir.

Ana öğünlerinizi hafif geçirin: Öğle ve akşam yemeklerinde sebze yemeği, çorba ve yoğurt yiyebilirsiniz yanına da 1-2 dilim ekmek eklemeyi ihmal etmeyin.

Ara öğünlerin bir tanesinde de probiyotik yoğurt tüketin.

Ana öğünlerde bol yeşillikli yağsız az tuzlu veya tuzsuz salata tüketmeye çalışın.

Ara öğün meyvenizi elma, kivi gibi meyvelerden seçebilirsiniz.

45 dakika yürüyüş yapın, bir miktar hareket artışı metabolizmanıza iyi gelecektir.

Tükettiğiniz besinlerin miktarına göre bir veya bir kaç gün bu şekilde hareket etmeye dikkat edin.

Beslenme düzeninizi sağlayamıyorsanız mutlaka diyetisyen yardımı alın. 

8 Aralık 2014 Pazartesi

Şekeri Bırakma Yolları


Artık hepimiz eminiz ki rafine şeker tüketmek vücudumuza zarar veriyor. Kısaca bu zararları hatırlatalım:




Fazla şeker tüketmek kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olarak pankreasın fazla insülin salgılanmasına neden olur. Bozulan insülin salınımı ise kan şekeri dengenizi kontrol etmenizi zorlaştırır, daha çabuk acıkırsınız ve insülin direnci ve diyabet için risk oluşturur.

Dolaşım ile taşınan fazla şeker farklı forma dönüştürülerek yağ şeklinde depolanır,  vücudun çeşitli bölgelerinde yağlanmaya sebep olur. Artan yağ dokusunun yanı sıra kan yağları ve kolesterolde de yükselme gerçekleşir.

Rafine şeker aynı zamanda oksidatif etki göstererek bağışıklık sistemine zarar verir, vücudun kanser gibi hastalıklara karşı direncini düşürür.

Sistemik etkilerinin haricinde diş çürümelerine de neden olur.

Şekeri bırakmak için neler yapılabilir?

İçeceklerinize şeker eklemeyi bırakın: Bu süreçte çayı daha az demli içebilir, kahvenin de koyuluğunu azaltabilirsiniz. İlk hamle olarak kullandığınız şeker miktarını yarıya indirmek de bırakmanıza yardımcı olabilir.

Meyve suyu içmeyi bırakın: Meyve suyu hepimize sağlıklı gelebilir ancak meyvenin posasını değil yalnızca şekerini içerdiğini ve 1 bardak meyve suyunda bir porsiyondan fazla meyve olduğunu hatırlamakta fayda var. Hazır meyve suları ise taze sıkılmış meyve suyundan daha fazla şeker içerir, çünkü ekstradan şeker eklenmektedir.



Asitli içecekleri bırakın: Soda ve asitli içecekler de gizli şeker kaynağıdır. 1 kutu kola içtiğinizde yaklaşık 3 yemek kaşığı kadar şeker tüketmiş olursunuz. Yine meyveli sodaların da 1 şişesinde 1 yemek kaşığından fazla şeker bulunur.

Besinlerinizi takip edin: Etiket dedektifi olmadan şekeri bırakmanız çok mümkün olmaz, besinlerin içine eklenen şekerleri kontrol etmeli ve yüksek şeker içeren besinlerin tüketim sıklığı ve miktarını azaltmalısınız.

Tatlılarınızı kendiniz pişirin: Hazır aldığınız ürünler ve paketli gıdalar fazlaca şeker içerirler, tükettiğiniz kek, kurabiye ve sütlü tatlıları tariflerde yer alandan daha az şeker ile hazırlayabilirsiniz. Böylelikle daha az şeker tüketmiş olursunuz.

Çikolata seçiminizi gözden geçirin: Bu aşamada yapılacak olan basit, kakao oranı yüksek olan bitter çikolatayı seçin, ama serbest olarak tüketmeyin, miktar ve sıklık kontrolü sizin elinizde olsun.

Meyveleri düzene sokun: Ara öğün tüketiminde daha az şekerli meyveleri seçin veya yüksek şekerli meyvelerin miktarına dikkat ederek tüketin.


Şeker krizi gelince yeteri kadar tatlıyım, şeker ihtiyacım yok da diyebilirsiniz;)

Sağlıklı günler dilerim.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Elma Mevsimi

Hazır mevsimi gelmişken elma yemek için bir çok sebebimiz var. Hem ne demişler bilirsiniz “an apple a day keeps the doctor away” yani günde 1 elma doktoru uzak tutar. Bakalım faydaları nelermiş:



Elma yüksek miktarda çözünür lif içerir. Çözünür lif kolesterolü düşürmeye, insülin seviyesini kontrol altıda tutmaya yardımcı olur.

İçerdiği potasyum sayesinde kalp sağlığını geliştirmeye yardımcı olur.

Antioksidan bileşenleri ile cilt hastalıklarına, astım rahatsızlıklarına iyi gelir, cilde parlaklık verir.

Vücut sıvılarının salgısını arttırarak detoks etkisi oluşturur.

Isırarak yerseniz diş etlerini güçlendirir.

Eski Çin tıbbında ateşli hastalıklarda ateş düşürücü etkisi olduğuna inanılırdı.




Yüksek vitamin oranı ile hastalıklardan korunmaya ve hastalık sürecinde iyileşmeye yardımcı olur.

Tok tutar, yüksek lif içeriğinden bahsetmiştik, yüksek lif içerği daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Buna rağmen elma yedikten sonra açlık hissiniz artıyorsa elmayı yalnız tüketmeyin, tarçınlı yeşil çay içebilir veya yanına 2 ceviz tüketebilirsiniz.

İnsülin salınımını, kan şekeri seviyesini kontrol altına almaya yardımcı olur, böylelikle diyabet ile açtığınız cephede yanınızda yer alır.

Ayrıca elma sirkesi prebiyotik özelliği ile bağırsak ve böbrek sağlığını korumada etkindir. Elma sirkesini sabah aç şekilde tüketmemeli, salatalarınıza ekleyerek tüketmelisiniz.

Elmanın en güzel özelliklerinden biri de az enerjili olması, 1 küçük boy elma ortalama 60 kalori içerir üstelik bu enerji yağdan gelmez ve ara öğün için düşük enerjili iyi bir seçimdir. Üstelik ödem atmaya da yardımcı olduğundan tartıda yüzünüzü güldürür.

O zaman ne yapıyoruz ara öğünlere günde 1 elma ekliyoruz;)



20 Kasım 2014 Perşembe

Duygusal Yeme Nedir?

Aç olmadığınız halde özellikle belli bir besini yeme isteği duyuyor, bu besin tüketimini gizli gerçekleştiriyor ve yedikten sonra sakinleşiyor iseniz duygusal yeme bozukluğunuz olabilir. 


Duygusal yeme kişinin aç olmadığı halde duygularından uzaklaşmak, kaçmak veya duygularını değiştirmek için yemeğe yönelmesi ile ortaya çıkar. Fiziksel açlığın aksine aniden gelişir ve kişiyi belli yiyeceklere yöneltir. Fiziksel açlık durumda bekleyebilirken duygusal açlık durumunda besin tüketimi hemen gerçekleştirilmek istenir ve genellikle sonrasında suçluluk duygusu bırakır.

Duygusal yeme atakları sonrasında kişinin kızgınlık, stres, gerginlik, kaygı gibi duyguları kısa süreli geçtiğinden bu duygularla karşılaştığında aynı davranışı tekrar etme eğilimi oluşmaktadır. 

Duygusal yeme ataklarını önleyebilmek için sizi tetikleyen durumları ve yöneldiğiniz besinleri not almak önemlidir. 

Yeme atakları sıklığı artmışsa  veya depresyon kaynaklı gerçekleşmekte ise psikolojik yardım almak doğru olacaktır.

Duygusal yeme durumu çok sık gerçekleşmiyorsa yeme atakları yaşadığınız durumlarda farklı aktivitelere yönelerek atakları kontrol altına alabilirsiniz. Yürüyüş yapmak, müzik dinlemek, egzersiz yapmak veya sevdiğiniz başka bir faaliyeti seçebilirsiniz.

Duygusal beslenmeyi kontrol altına almak için uygulanabilecek diğer yol ise tüketilen besin türlerini değiştirmek, sağlıklı besin seçimleri yapmak olabilir.

Çabuk ulaşabileceğiniz yerlerde sağlıksız besinler bulundurmayın.

Bitki çayı için, sevdiğiniz bir içecekle duygularınızı kontrol etmeye çalışın.

Besin tüketmeye yönelmeden önce 1 bardak su için ve 5-10 dakika kadar bekleyin, tatlı yemek istiyorsanız ilk seçeneğiniz çikolata olmasın, 1 porsiyon meyve tüketin. 2-3 adet kuru kayısı veya 1 yemek kaşığı kuru üzüm veya 1 orta boy elma olabilir.

Duygusal yeme ataklarını önlemek için hobi edinin, evinizde sağlıklı besinler bulundurun. Genel anlamda düzenli ve sağlıklı beslenin uzun süre aç kalmayın.

13 Kasım 2014 Perşembe

Kivi


C vitaminine ihtiyacımız arttığı bugünlerde kivi yemek için bir çok sebebimiz var. İşte kivinin faydaları:


C vitamini ile grip nezle gibi hastalıklardan korunmaya yardımcı olur. 

Kolajen sentezini arttırır, cildin yenilenmesini sağlar, ciltteki gözenekleri sıkıştırır. Kan sulandırıcı etkisi vardır

Antioksidan özelliği ile serbest radikallerle savaşır.

Yüksek lif oranıyla sağlıklı boşaltım sistemine yardımcı olur, tansiyon düşürmeye kan yağları ve kolesterolü düşürmeye faydalıdır.

100 gram kivi 1 porsiyon meyve yerine geçer, 3,4 gram lif içerir ve neredeyse günlük ihtiyacımız kadar C vitamini içerir. Meyve seçimlerinize kiviyi de ekleyin, faydalarından faydalanın.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Meyve Salatası

Ara öğünler için yulaf ve kış meyveleri ile meyve salatası yapabilir, günlük posa alımınızı arttırabilirsiniz. Ara öğün meyve hakkınıza denk gelecek miktarda yenilmesi gerektiğini hatırlamalısınız.



Malzemeler (4 kişilik)

2 orta boy kivi
1 orta boy elma
1 mandalina
1 portakal
3 yemek kaşığı yulaf
İsteğe göre tarçın

Tabaklara yulafı alta gelecek şekilde koyun, diğer malzemeleri küçük küçük doğrayıp karıştırın, üzerine tüm malzeme 4 kişiliktir. 1 porsiyonu diyet yapanlar için yaklaşık 1 meyve+1 ekmek değişimine denk gelmektedir, ara öğündeki 2 porsiyon meyve yerine de tüketilebilir, Afiyet olsun

6 Kasım 2014 Perşembe

Yulaflı Diyet Kurabiye

Diyet yaparken tatlı yemek isteyenlere yulaflı yağsız az şekerli bir kurabiye tarifi



Malzemeler

50 gram yulaf
1 orta boy muz(ezilmiş)
3 yemek kaşığı kuru üzüm
1 çay kaşığı tarçın
1 paket vanilin
1 yemek kaşığı pekmez
2 yemek kaşığı süt


Malzemeleri karıştırın, 16 küçük top yapın, önceden 180 C ısıtılmış fırında 12-14 dakika pişirin.
Bu kurabiyenin 2 tanesi 1/2 paket diyet bisküvi yerine ara öğünler de tüketilebilir, çocuklara yüksek posalı bir ara öğün alternatifi olarak kullanılabilir, glutensiz diyet uygulayanlara uygundur.

27 Ekim 2014 Pazartesi

Grip Mevsiminde Beslenme

Sonbahar biraz da hastalıkların mevsimi değil mi? Hastalanmamak için beslenmenizi güçlendirebiliriz, işte güçlü bir bağışıklık sistemi için öneriler:

Beslenmenizde yağlı yiyecekleri bir miktar azaltarak yerini sebze meyve ve salatalara bırakın.

Ara öğünlerde meyve veya salata tercih edin. Tazesi daha faydalıdır fakat sebze veya meyve suyu tüketmek isterseniz %100 sebze veya meyve içerikli olanları ve şeker ilave edilmemişleri tercih edin.

Aç kalmayın,beslenme sıklığına dikkat etmeli, sık aralıklarla ufak porsiyonlarda beslenmelisiniz.

Su için, sıvı tüketiminizi analiz ederek ne kadar su içtiğinizi hesaplayın, gün içerisinde içtiğimiz çay-kahve gibi içecekler su içmemizi azaltıyor olabilir.

Ihlamur, kuşburnu, ekinezya gibi bitki çaylarından tüketin.Özellikle hasta olanlar nane çayı demleyip içebilirler

Beslenmenizde iyi yağ kaynaklarına (zeytinyağı, yağlı tohumlar gibi) orta düzeyde kullanın. İyi yağ kaynakları E vitamini içerir.

Haftada 2-3 gün, en az 30 dakika orta seviyede egzersiz yapın, toksinlerden kurtulun, akciğerlerinizi oksijenle buluşturun.

Sağlıklı günler dilerim.

15 Ekim 2014 Çarşamba

Ödem Çayı

Ödem atmak için önerileri okumak için tıklayın



Ödem çayı tarifi ise şu şekilde:

1 lt kaynamış suya,
1 tatlı kaşığı yeşil çay,
1 tutam nane,
1 çay kaşığı kekik,
2 dilim limon,
1 halka zencefil ekleyin
5-7 dk bekletin.
Süzün.

Yarısını bir ara öğünde, diğer yarısını da diğer öğünde için, günde 2,5 litre su içmeyi de ihmal etmeyin. Arka arkaya 3 gün yapılabilir ve tekrar yapılmak için en az 15 gün ara vermek gerekir, sağlıklı bireyler için uygundur, ilaç kullananlar, hamileler ve emziren anneler için uygun değildir.

Sağlıklı günler dilerim

9 Ekim 2014 Perşembe

Bel İncelten İçecekler

Bel incelten içecekler derken neyi kastediyoruz? Ödem attıran, sindirimi kolaylaştırarak gaz ve şişkinliği azaltan içecekleri kastediyoruz.

  • Su: Diyet listelerinin en önemli parçalarından su karın bölgesinin incelmesine direkt etki ediyor. Yetersiz su tüketmek hem ödeme hem de kabızlığa neden olacaktır. Yeterli su tüketimi (yaklaşık 2-2,5 litre kadar) ile vücuttaki toksik maddeleri atmakla kalmaz, tokluk hissini de arttırırsınız. Yakınınızda su bulundurun, bol bol için.
  • Yeşil Çay: Yeşil çayın metabolizma hızlandırma etkisinin yanında ödem atma etkisi de kuvvetlidir, kaçamak yaptıktan sonraki gün bol su ve 2 fincan yeşil çay vicdanınızı rahatlatır.
  • Nane Çayı: Nane de iyi ödem söktürücülerden, nane çayı hem metabolizmayı hem sindirimi hızlandırır. Bu etkileri ile şişkinliği azaltır.

  • Ananas-Kivi suyu: Ananasta bulunan bromelin enzimi vücuttan ödemi atmaya yardımcı olur. 1 dilim ananas ve 1 kiviyi 100 ml su ile blenderdan geçirip ara öğün yerine içebilirsiniz. 2 porsiyon meyve yerine geçtiğini unutmayın.

  • Yağsız süt: Yağsız süt hem kalsiyum içeriği hem protein içeriği ile metabolizmayı hızlandırır, yeterli kalsiyum tüketiminin yağ kaybına olumlu etkileri de varken bir ara öğününüze 1 bardak yağsız süt ekleyebilirsiniz.



Sağlıklı günler dilerim.

4 Ekim 2014 Cumartesi

Besin Duyarlılığı


Besin duyarlılığı besin alerjisinden farklı bir durumdur. Besin duyarlılığı; belli bir besini aldıktan sonra gelişen çeşitli fiziksel ve mental etkilere neden olan reaksiyonlardır.

Besin alerjisinen farkı: Besin alerjilerinde IgE reaksiyonları gerçekleşirken besin duyarlılığında IgGnin antijen bağlanan kısmı  normal hücrelerin epitoplarına bağlanarak reaksiyona neden olur. Farklı iki mekanizmanın devrede olması etkilerin gözlemlenme sürelerini de değiştirir. Besin alerjisi olan bir birey genel anlamda bunun farkındadır, o besini tükettiğinde kızarıklık, öksürük gibi belirtileri gözlemleyebilir. Hatta bazı besin alerjileri anafilaktik şok ile ölüme bile sebep olabilirler. Ancak besin duyarlılığında etki gecikmeli olarak görülür. Etkinin ortaya çıkma süresi uzadığından bu süreçte farklı besinler de tüketilmekte, duyarlılığa neden olan besini anlayabilmek zorlaşmaktadır.

Mekanizması ve Nedenleri: Stres, bağırsak flora dengesizliği, enfeksiyon veya bazı medikal ilaçlara bağlı bağırsak mukozasında meydana gelen hasar gibi nedenler ve tek yönlü beslenmenin birikimsel etkisi ile bazı besinlere karşı duyarlılık gelişebilir. Siz bu besinleri tükettiğinizde tam olarak sindirilemeyen ve vücut tarafından tehdit gibi algılanan parçalar kalır. Vücudumuzun savunma sistemi bu maddelerle savaşmak üzere antikor denilen G tipi globulinleri üretir.

IgG Reaksiyonunun Olası Etkileri
  • ·         Abdominal ağrı (karın ağrısı), konstipasyon gibi sindirim sitemi belirtileri
  • ·         Sıvı retansiyonu (ödem)
  • ·         Halsizlik, yorgunluk, uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete
  • ·         Solunum yolu hastalıkları (astım, bronşit gibi)
  • ·         Atopik dermatit, deri döküntüleri
  • ·         Migren, uykusuzluk
  • ·         Vücut ağırlığı denetiminin zorlaşması (kolay kilo artışı ve çabalamaya rağmen zor kilo kaybetmek)
Nasıl saptanır:  IgG ölçümü için geliştirilmiş özel testler ile bireylerden kan alınarak spesifik IgG tespiti ile hangi besinlere karşı duyarlılık reaksiyonları oluştuğu tespit edilebilir.

Sonra: Test sonucuna göre duyarlılık saptanan besinler duyarlılık derecelerine göre belirlenen sürelerce beslenmeden çıkarılır(eliminasyon diyeti). Eliminasyon diyetinin bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanması önemli bir gerekliliktir. Temel besin öğelerine duyarlılığı saptanan bireylerin beslenme yetersizliği yaşamaması için muadil besinleri içeren bir program hazırlanmalıdır.

Etkisi: Yapılan çalışmalarda uygulanan eliminasyon diyetlerinin IgG kaynaklı bağırsak problemleri, sindirim sorunları, migren, cilt hastalıkları, kilo kaybı, astım gibi solunum hastalıklarında semptom azaltıcı etkisi olduğu gösterilmiştir. Duyarlılık testinin yapılma amacı dirençli kilo problemi ise eliminasyon diyetinde enerji ayarlaması yapılmalıdır.

Daha sonra ne olacak? “Bu besinleri bir daha asla yemeyecek miyim” dediğinizi duyar gibiyim. Duyarlılık derecesine göre belirlenen süre eliminasyon diyeti ile tamamlandıktan sonra yine beslenme uzmanı tarafından hazırlanan rotasyon diyeti ile besinler beslenmeye aşamalı olarak eklenmelidir. Duyarlılık derecesi çok yüksek olan besinlerde eklenme süresi uzayabilir.

Çeşitli sağlık problemlerinize masum görünen besinlerin neden olduğundan şüphe duyuyorsanız benimle iletişime geçebilir, duyarlılık testi yaptırabilirsiniz.


Sağlıklı günler dilerim.